Ergenliğin Tanımı

Ergenlik konusunda dikkatler 1950’lerde yoğunlaştı. Bu nedenle birçok kimse ergenlik dönemine, yaşamın diğer dönemlerinden farklı ve ayrı bir dönem olarak bakmaya başlamıştır. İnsan, yaşamı boyunca sürekli değişim ve gelişim içindedir. Ergenlik dönemi, belki de bu gelişim sürecinin en önemli evresini oluşturmaktadır. Çocuklukla yetişkinlik arasında yer alan ergenlik döneminin, topluma, kültüre ve kişiye göre farklı özellikler taşıması nedeniyle tanımını vermek çok güçtür. Ergenlik dönemi ile ilgili günümüze kadar birçok tanım yapılmıştır.

Ergenlik, çocukluk dönemini bitiren ve erişkinliğe hazırlayan bir süreçtir. Bu mücadele çocukluk döneminde olduğu gibi artık oyunlarla gerçekleştirilemez; ancak doyurucu bir erişkin kimliğine kavuşmak için etkili, otomatik ve yeni bir iç denge aranır.

İnsanoğlunun yaşam süreci boyunca geçirdiği evreler vardır. Bu evrelerden ergenlik, insanoğlunun gelişiminde önemli bir süreci oluşturur. Doğup, büyüdüğü dönemleri takip eden vücudunda farklı değişimlere sebep olan bir evredir. Ergenlik; insanlarda meydana gelen çocukluk evresinin sonlanıp yetişkinlik evresine geçiş çağıdır. Bu durum ergen gencin dış görüntüsü ve ruhsal durumunda çeşitli değişikliklere yol açar. Kızlarda ve erkeklerde ergenlik farklı yaşlarda başlayıp vücuttaki değişiklikler farklı seyredebilip farklı zamanlarda sonlanabilir.

Ergenlik sözcüğü, batı literatüründeki “adolescent”in karşılığı olarak kullanılmıştır. Latincede büyümek, olgunlaşmak anlamında kullanılan “adolescene” fiilinin kökünden gelmekte olan bu sözcük, yapısı gereği bir durumu değil bir süreci belirtmektedir; günümüzde bireyde gözlenebilen sürekli ve hızlı bir gelişme evresi olarak da tanımlanabilir.

Yaşamın bir bölümü oluşturan ergenlik dönemi çok önemlidir; çünkü bu dönem değişmeler, güçlükler ve kendine özgü sorunlarla yüklüdür. İnsan gençlik yıllarına dönüp baktığında çoğu kez karşılaştığı bazı durumlarda göstermiş olduğu tepkilere şaşırır. 

Nitekim bazen yetişkinler bir zamanlar kendilerinin de genç olmalarına rağmen, gençlerin davranışlarını anlayamazlar.

Ergenlik dönemi bir ara dönem olarak da tanımlanmaktadır. Bu ara dönemde çocukluktan yetişkinliğe geçiş birden bire olmaktadır. Bir tür geçiş içerisinde olan kişi doğal olarak yetişkin olabilmek için can atmaktadır; ancak bir yandan da bazı çocuksu özellikler göstermektedir.

ergenligin-tarihcesi

ergenlik

Ergenliğin Tarihçesi

Ergenlik, belirgin değişimlerin gerçekleştiği zamandır. Halihazırda bu dönemdeki gelişimleri açıklayan tek bir model yoktur. Bu konudaki çalışmaların çoğu, normal gelişimden çok, bu döneme özgü problemlerle uğraşır.

Psikolojinin bir bilim dalı doğmasından yüzyıllarca önce genelde insan gelişimini ve özellikle de ergenliği anlayabilmeye yönelik felsefi, eğitimsel, dinsel ve psikolojik insan gelişimi kuramları bulunmaktaydı. Ancak, ergenlik psikolojisi ile Plato, Aristo, Francke, Proebel, Comenius, Rousseav, John Locke, Herbart ve Pestalozzi gibi düşünürlerin de ilgilenmelerine rağmen, G. Stanley Hall ergenlik psikolojisinin babası kabul edilmektedir.

“Adolesan” terimi ilk kez 15. yy’da ortaya atılmış olsa da, akademik bir disiplin olarak kabul edilmesi ancak ergenlik dönemiyle ilgili bilimsel çalışmaların babası olarak tanınan Stanley Hall ile başlamıştır. Tüm gelişimin genetikten temelini alan fizyolojik etkenlerden kaynaklandığını ileri sürerken, en azından ergenlik döneminde genetik, biyolojik ve çevresel etkenlerin bir arada olduğunu kabul eder. Stanley Hall’e göre “fırtına ve stres dönemi” olan ergenlik 12-23 yaşlarını kapsar ve ikilemler ve sık duygu durumu oynamalarıyla karakterizedir.

Gelişim dönemlerini ilk kez tanımlayan Aristo’ya göre, ergenlik döneminin en önemli işlevi “seçim yapabilmektir”. G. Stanley Hall ise ergenleri incelerken ve ergenlik psikolojisine ait kuramını geliştirirken bilimsel yöntemleri kullananların ilkidir. Hall Darwin’in evrim kuramının psikolojiye “özünü tekrarlama” (recaputulation) kuramı olarak uygulamıştır. Hall’in “özünü tekrarlama” kuramının sonucu olarak, insanın bazı büyüme evrelerinden geçerek geliştiği kavramı ortaya çıkmaktadır.

Anderson ve Dartington’a göre, ergenliğin uzun bir geçiş dönemi olduğu görüşü 20. Yüzyıla ait bir fenomendir ve bu görüşün 1050’lerde ortaya çıkmasını sağlayan etkenlerden biri 2. Dünya Savaşı sonrası yeni neslin idealizasyonuna olan ihtiyaç olabilir. Ergenliğin bir “kriz” değil daha çok “geçiş” dönemi olduğunu savunan görüşe göre, ergenlerin yalnızca küçük bir kısmı kriz yaşar ki sıklıkla krizi başlatan bir olay (bir yakının kaybı ya da ciddi bir kaza) vardır. Nitekim Ericson, “ergenlik bir sıkıntı dönemi değil, normal bir krizdir” der. Winnicot’a göre ise “ergenliğin tedavisi yoktur, iyileşmesi ise ancak zamanla ve olgunlaşma ile olur”.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

ergenlikte-iliskiler
Ergenlikte İlişkiler

Çocuğun diğer insanlarla olan sosyal ilişkilerinin nasıl olacağı, hayatının ilk yılla…

Devamını Oku
sosyal-medyanin-ergenler-uzerindeki-olumsuz-etkisi
Sosyal Medyanın Ergenler Üzerindeki Olumsuz Etkisi

Bir geçiş süreci olması itibariyle insan yaşamının önemli bir dönemi olan ergenlikte …

Devamını Oku